Büyükçekmece / İstanbul — Mimaroba Lotus Hafta içi 09:00 – 18:30 av.emrekorkmaz@gmail.com 0532 369 20 86
Aile Hukuku

Velayet Davasında Mahkemenin Gözettiği Kriterler

18 Eylül 2026 6 dk okuma Av. Emre Korkmaz
Parkta el ele yürüyen ebeveyn ve küçük çocuk

Boşanma sürecinin en hassas konularından biri, ortak çocukların velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağıdır. Velayet, çoğu zaman eşler arasında bir "kazanma" meselesi gibi algılansa da hukuk düzeni bu konuya ebeveynlerin değil, çocuğun menfaati açısından yaklaşır.

Türk Medeni Kanunu (TMK), velayetin düzenlenmesinde hâkime geniş bir takdir yetkisi tanır. Bu takdir yetkisi kullanılırken mahkemelerin gözettiği ölçütler, Yargıtay içtihatları ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ışığında şekillenmiştir. Bu yazıda velayet davasında dikkate alınan başlıca kriterler genel hatlarıyla açıklanmaktadır.

Velayet Nedir ve Neleri Kapsar?

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması, temsili ve mallarının yönetimine ilişkin hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. TMK m.335 uyarınca ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır.

Boşanma veya ayrılık hâlinde ise TMK m.182 uyarınca hâkim, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve gerektiğinde ilgili makamların görüşünü aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler. Dava süresince de TMK m.169 kapsamında, çocuğun geçici olarak hangi ebeveynin yanında kalacağına ilişkin tedbir kararı verilebilir.

Temel İlke: Çocuğun Üstün Yararı

Velayet uyuşmazlıklarında belirleyici ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke, Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de açıkça yer almakta; Anayasa'nın 41. maddesi de her çocuğun korunma ve bakımdan yararlanma hakkına sahip olduğunu ve yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkını güvence altına almaktadır.

Aile hukuku danışmanlık görüşmesi
Aile hukuku danışmanlık görüşmesi

Bu ilke uyarınca mahkeme, ebeveynlerden hangisinin daha "haklı" olduğunu değil, çocuğun ruhsal, bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimi açısından hangi düzenlemenin daha uygun olduğunu araştırır. Boşanmada kusurlu bulunan eşin velayet hakkı bu nedenle kendiliğinden ortadan kalkmaz; kusurun çocuğun yararını doğrudan etkileyip etkilemediğine bakılır.

Mahkemenin Değerlendirdiği Başlıca Ölçütler

Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilmekle birlikte, uygulamada öne çıkan ölçütler şöyle sıralanabilir:

Çocuğun Yaşı ve Gelişim Dönemi

Yargıtay uygulamasında, özel bir sakınca bulunmadıkça küçük yaştaki çocukların anne bakımına ve şefkatine daha çok ihtiyaç duyduğu kabul edilmektedir. Ancak bu bir mutlak kural değildir; annenin çocuğun bakımını üstlenmesine engel bir durumun varlığı hâlinde farklı bir sonuca ulaşılabilir. Çocuk büyüdükçe, okul, arkadaş çevresi ve kendi tercihleri gibi unsurlar daha fazla önem kazanır.

Çocuğun Görüşü

İdrak çağındaki çocuğun velayet konusundaki görüşünün alınması, uluslararası sözleşmelerin de gereğidir. Yargıtay, idrak çağında olduğu değerlendirilen çocuğun uygun bir ortamda, gerektiğinde uzman desteğiyle dinlenmesini aramaktadır. Çocuğun görüşü önemli bir veri olmakla birlikte hâkimi bağlamaz; çocuğun yararına açıkça aykırı olduğu anlaşılan bir tercih, başka delillerle birlikte değerlendirilerek farklı bir sonuca varılabilir.

Ebeveynlerin Bakım ve Eğitim Kapasitesi

Ebeveynin çocuğa ayırabileceği zaman, sağlık durumu, çalışma koşulları, çocuğun günlük ihtiyaçlarını karşılama becerisi ve çocukla kurduğu duygusal bağ değerlendirilir. Çocuğun bugüne kadar fiilen kimin bakımında kaldığı da önemli bir göstergedir.

Süreklilik ve Alışılmış Çevre

Çocuğun okulu, arkadaşları, yakın akrabaları ve alıştığı yaşam düzeni, gelişimi açısından istikrar sağlar. Mahkemeler, zorunlu olmadıkça çocuğun yaşam düzeninde köklü değişiklikler yaratacak düzenlemelerden kaçınma eğilimindedir.

Kardeşlerin Birlikte Kalması

Uygulamada, haklı bir sebep bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması gözetilir. Kardeşler arasındaki bağın korunması, çocukların ruhsal gelişimi açısından önemli kabul edilmektedir.

Ekonomik Durum

Ebeveynlerden birinin daha yüksek gelire sahip olması tek başına velayet için belirleyici değildir. Diğer ebeveynin ekonomik açıdan daha zayıf olması, iştirak nafakası gibi araçlarla dengelenebilir. Bununla birlikte çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi genel değerlendirmenin bir parçasıdır.

Çocuğa Zarar Verebilecek Durumlar

Şiddet, ihmal, bağımlılık, çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirme veya çocuğun güvenliğini tehlikeye atan yaşam tarzı gibi durumlar, velayet değerlendirmesinde ağırlıklı olarak dikkate alınır. Ebeveynin çocuğun diğer ebeveynle sağlıklı ilişki kurmasını destekleyip desteklemediği de önem taşır.

Sosyal İnceleme Raporunun Rolü

Aile mahkemelerinde, 4787 sayılı Kanun çerçevesinde görev yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlar, velayet uyuşmazlıklarında önemli bir rol üstlenir. Uzmanlar, gerektiğinde ebeveynlerle ve çocukla görüşerek, ev ortamını inceleyerek ve diğer bilgileri değerlendirerek sosyal inceleme raporu hazırlar.

Rapor hazırlanırken uzmanlar genellikle ebeveynlerin çalışma düzenini, evin fiziki koşullarını, çocuğun okul ve sağlık durumunu, çocuğun her iki ebeveynle ilişkisini ve gerektiğinde çocuğun kendi ifadelerini değerlendirir. Görüşmelerin çocuk açısından yıpratıcı olmaması için uygun bir ortamda ve çocuğun yaşına uygun yöntemlerle yapılması önem taşır.

Sosyal inceleme raporu hâkimi bağlamaz; ancak hâkimin takdir yetkisini kullanırken başvurduğu önemli bir delildir. Taraflar, rapora karşı itiraz ve beyanlarını sunabilir; rapordaki eksiklik veya çelişkiler gerekçeli olarak ileri sürülebilir.

Velayet kararı, ebeveynlerden birinin ödüllendirilmesi veya cezalandırılması değil, çocuğun geleceğine ilişkin bir düzenlemedir.

Ortak Velayet Mümkün mü?

TMK'da boşanma sonrasında ortak velayeti açıkça düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte Yargıtay, Türkiye'nin onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol'de yer alan eşler arası eşitlik ilkesini de dikkate alarak, tarafların bu konuda anlaşması ve düzenlemenin çocuğun üstün yararına uygun olması hâlinde ortak velayete hükmedilebileceğini kabul etmektedir. Ortak velayet çoğunlukla anlaşmalı boşanma protokollerinde gündeme gelir ve ebeveynler arasında asgari düzeyde iş birliği yapılabilmesini gerektirir.

Kişisel İlişki ve Velayetin Değiştirilmesi

Kişisel İlişkinin Düzenlenmesi

Velayetin bir ebeveyne bırakılması, diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın koparılması anlamına gelmez. TMK m.323 uyarınca ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendi yanında yaşamayan çocukla uygun kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Mahkeme, velayet kararıyla birlikte bu ilişkinin hangi günlerde, hangi saatlerde ve hangi koşullarda kurulacağını da belirler.

Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yaşı, okul düzeni, sağlık durumu, ebeveynlerin yaşadığı yerler arasındaki mesafe ve çocuğun diğer ebeveynle önceki ilişkisi dikkate alınır. Küçük yaştaki çocuklar için yatılı olmayan ve daha kısa süreli görüşmeler öngörülebilirken, çocuk büyüdükçe hafta sonu, bayram ve yaz tatili gibi dönemlerde yatılı kalma şeklinde daha kapsamlı düzenlemeler yapılabilir. Çocuğun yararını ciddi biçimde tehlikeye düşüren durumlarda ise kişisel ilişki sınırlandırılabilir veya gözetim altında kurulması öngörülebilir.

Velayetin Değiştirilmesi ve Kaldırılması

Velayet kararı kesin ve değişmez nitelikte değildir. TMK m.183 uyarınca durumların değişmesi hâlinde hâkim, kendiliğinden veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakımını ihmal etmesi, çocuğun yaşam koşullarının olumsuz yönde değişmesi veya kişisel ilişki düzenlemesine sürekli engel olunması gibi durumlar, velayetin değiştirilmesi talebine konu olabilir.

TMK m.348 ise çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerin sonuçsuz kalması veya yetersiz olacağının baştan anlaşılması hâlinde, kanunda sayılan sebeplerle velayetin kaldırılmasına imkân tanır.

Sık Sorulan Sorular

Küçük çocuğun velayeti her zaman anneye mi verilir?

Hayır. Uygulamada özel bir sakınca bulunmadıkça küçük yaştaki çocuğun anne bakımına ihtiyacı olduğu kabul edilse de bu mutlak bir kural değildir. Her dosyada çocuğun üstün yararı, somut deliller ve uzman raporları birlikte değerlendirilir.

Çocuk hangi yaştan itibaren dinlenir?

Kanunda kesin bir yaş sınırı öngörülmemiştir. Belirleyici olan, çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüş oluşturabilecek olgunluğa, yani idrak çağına ulaşıp ulaşmadığıdır. Bu değerlendirme çocuğun gelişim düzeyine göre yapılır.

Daha yüksek gelire sahip ebeveyn velayet konusunda avantajlı mıdır?

Ekonomik durum tek başına belirleyici değildir. Mahkeme, çocuğun bakım, eğitim ve duygusal ihtiyaçlarını hangi ebeveynin daha iyi karşılayabileceğini bütün olarak değerlendirir; gelir farkı ise iştirak nafakası yoluyla dengelenebilir.

Velayet kararı sonradan değiştirilebilir mi?

Evet. Koşulların değişmesi hâlinde TMK m.183 uyarınca velayetin değiştirilmesi istenebilir. Değişiklik talebinde de belirleyici ölçüt, yine çocuğun üstün yararıdır.

Sonuç

Velayet davalarında mahkeme; çocuğun yaşı, görüşü, ebeveynlerin bakım kapasitesi, alışılmış çevre, kardeş ilişkileri ve uzman raporları gibi pek çok unsuru çocuğun üstün yararı çerçevesinde birlikte değerlendirir. Bu yazıdaki bilgiler genel nitelikte olup mevzuat ve içtihatlar zaman içinde değişebilir. Somut olayın özelliklerine göre bir avukattan hukuki destek alınması faydalı olacaktır.

Aile Hukuku

Boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı ve aile içi şiddete karşı koruma kararı süreçlerinde hukuki destek.

Çalışma alanını incele

Bu makale 18 Eylül 2026 tarihi itibarıyla genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı kararları değişebileceğinden, somut olayınız için bir avukattan görüş almanız tavsiye edilir.

Bilgi ve randevu

Hukuki sorununuzu birlikte değerlendirelim

Randevu oluşturmak veya bilgi almak için telefon ya da WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.